6 Temmuz 2011 Çarşamba

October Swimmer's Five Stages of Grief

denial

Bakışları değişmişti. Henüz bir gün önce bana bakarken parlayan gözler soluk, sohbet ise sıkılgandı. Hareketlerinde genel bir acelecilik vardı. Sanki yanımda zorla duruyor gibiydi. Anlam veremedim. Bir yanlışlık olmalıydı. Ya da düzeltilebilir bir sebep... Her şeyi doğru yaptığımı düşünüyordum. Her şeyi düzgün yaptıysam, her şey düzgün gitmeliydi. Hala her şeyi kontrol edebildiğim yanılgısındaydım
.

anger

"
Bu sabah bir değişiksin, kızgın gibisin" dedi.
"Hayır, kızgın değilim"

Evet kızgındım, evet çok kızgındım.
Daha bir kaç gün önce gözlerime bakıp beni sevdiğini söyleyen insan artık orada olmadığı için kızgındım. İçine çekildiğim bu kuyudan çıkamadığım için kızgındım. Bana yabancı olan bu diyarlarda ne yapacağım hakkında hiç bir fikrim olmadığı için kızgındım. Midemdeki kelebekler, beni içten içe yemeye başlayan çekirgelere dönüştüğü için kızgındım. Olan bitene anlam veremediğim için kızgındım. Neyi yanlış yaptığım hatta herhangi bir şeyi yanlış yapıp yapmadığım hakkında hiç bir şey bilmediğim için kızgındım. Karanlıkta kaldığım için kızgındım. Bundan sonra ne olacağını korkarak merak ettiğim için kızgındım. Evet, kızgındım.

bargaining

Bir çıkış yolu olmalıydı. Belki bu yaşananlar kötü bir rüyaydı. Birazdan uyanıp soğuk bir duşla bu rüyanın etkisinden çıktıktan sonra işe gidecektim. Kesinlikle bir çıkış yolu olmalıydı. Şimdiye kadar her şeyi kendim halletiğim gibi bu gidişi de tersine döndürebilirdim. Belki yeterince kendim olamamıştım, belki de yeterince kendim olmaktan vazgeçmemiştim. Yaptığı elim hatanın farkına varacaktı. Beni sevdiğini ancak bana aşık olmadığını söylüyordu. Bana aşık olmayı çok istediğini söyledi sevgili okur, sence de bu bir şey değil miydi? Hem sevgi ve aşk ne zaman kesin sınırlarla ayrılmıştı ki? İkisinin aynı şey olduğunu görecekti biraz düşünse. İkisi aynı şey değil miydi? Bu ikisinin arasındaki sınırları kim çizmişti ki? Bütün filmlerde ve kitaplarda insanlar birbirine "seni seviyorum" demiyor muydu? "Sana aşığım" diyerek hislerini deklare edenler yoktu. Var mıydı? Aşk olmadan sevgi yetmez miydi sevgili okur? Evet, evet Bir şekilde her şey yoluna girecekti.

depression

Anksiyete rüyaları kötü şeyler. Sabah 6'da anlamsızca uyanmak ve göğsünde garip bir sızıyla umutsuzca tekrar uykuya dalmak kötü. İştahsızlık kötü. Boğazına takılan düğümler sevimli değil. En kötüsü de çaresizlik hissi. Artık elimden bir şey gelmeyeceğini biliyorum, yine de bu bir rahatlamadan öte daha çok sıkıntıya yol açıyor.

acceptance

Kabullenmek en zor şeylerden biri. Ancak ne yazık ki kabullenmeden yaşanmıyor sevgili okur. Düşünürsen şu an memnun olduğun dahil, içinde bulunduğun bütün durumları kabullendiğini görüyorsun. Belki kabullendiğin için memnun oluyorsun. Kabullenmek zor... Bazen uzaklaşman gerekiyor, araya binlerce kilometre koyman gerek. Minimum maruziyet, maksimum uzaklık yardımcı oluyor. Belki de kaçmak bu işi kolayca halletmek, ama yine de yardımcı oluyor. Bazen ise bir veda, her şeyi anlamana yardımcı oluyor. O son ana kadar, kaçıştan önceki o veda anının son saniyesine sakladığın umutlarının elinde patlaması işe yarıyor.

Ben de kabullendim sevgili okur, şu andan sonraki bütün ihtimalleri kabullendim. Hatta bazı ihtimaller üzerine düşünüp bazı senaryolara kendimce şartlar koyacak kadar kabullendim. Onun resmine bakınca sanki artık bir yabancıymış gibi geldiğini anladığımda kabullendim. Artık "Beni arayacak mı" diye telefonuma bakmadığımı farkettiğim an anladım kabullendiğimi. Şu an ne yaptığını merak etmediğim dakika gördüm tünelin ucundaki ışığı.

Kendi elimle kendimi soktuğum bu durumdan kurtulmam ancak kendi elimle olacak. Mutluluğu ve bedelinin ne olduğunu öğrenmek pahalıya patladı. Pişmanlık ve pollyannacılık arasında gidip gelsem de bu yaşadıklarımın uzun dönem etkilerini ancak yine yaşayarak göreceğim. Döngülerime ve beni isteyen insanlara koşmak o kadar kolay geliyor ki...

Hiç yorum yok: