9 Haziran 2009 Salı

Mecburi Hizmet Günlükleri 1: Bereketli Sağlık Ocağı

Sağlık ocağına girdiğim anda ilk yaptığım şey TUS'u kazandığıma şükretmek oldu.


Bereketli Köyü Diyarbakır'a aşağı yukarı 50 km uzaklıkta bir köy. Sağlık ocağı ise köyün hemen girişinde. Köy, çevre köylere göre daha gelişmiş ve daha zengin olmasına rağmen sağlık ocağının-ki bünyesine Bereketli Köyünden hariç, irili ufaklı 54 köy daha bağlı- durumu içler acısı.

Sağlık ocağının 44 yıllık taş binası artık son günlerini yaşıyor. Fotoğraflardan gördüğünüz üzere her an literal anlamda son gününü de görebilir, zira duvardaki yarıklara bakacak olursak, bina ha gitti ha gidecek. Sonraki hayatında ise yıkılarak, tamamlanan ve teslim için bürokrasi hazretlerinin keyfini beklediğimiz yeni binanın istinad duvarını oluşturacak. Hazır binadan bahsederken sağlık ocağına suyun taşındığını, yani musluktan akan suyumuzun olmadığını da belirtmek isterim. Sağlık hizmeti verdiğimiz yerde akan bir suyumuzun olmaması ironik değil de nedir?

İnternet yok, aslında var ama kablolarla ilgili bir sorun var. Nasıl olsa yeni binaya taşınacağımız düşüncesiyle hiç ellemedim. Aslında biraz da işime geliyor bu durum, zira uzun süredir okumak istediğim kitapları okuyorum böylece.

Bir önceki paragraftan anlayacağınız üzere iş yüküm çok fazla değil. Bugün ve dün toplamda bir hasta baktığımı söylersem boyutunu siz anlayabilirsiniz. Köy Ergani'ye oldukça yakın, bu nedenle insanlar genellikle ilçe merkezine gitmeyi tercih ediyorlar. Haklılar da. Bana gelip muayene olduğunda yazacağım ilaçları almak için de Ergani'ye gidecek. Zaten gidiyorken ikisini de orada hallediyorlar. Bu az iş yükü biraz can sıkıntısına sebep olsa da bol bol okuyorum. Zaman bir şekilde geçiyor.

Sağlık memuru, ebe, hemşire ve hizmetliden oluşan dokuz kişilik bir ekibim var. Pek tanımıyoruz birbirimizi ama geçinip gidiyoruz, devlet memurluğu işte:)

Hep acıklı resimler koymuşum, en güzelini en sona sakladım:) Bu da yeni binamız!


Özetle çalışma saatlerim, iş yüküm, huzurum her şey yolunda da her gün 100 km yol gidip gelmek sıkıntılı oluyor. Yolda canım sıkılıyor ve hatta masraflı oluyor ama olsun, nasıl olsa iki aylık bir durum bu. Mümkün mertebe tadını çıkarmak lazım.

2 yorum:

marléne the third dedi ki...

wuu yeni bina pek fiyakalıymış! nevzat ayaz'ın o eski,hayaletli binasında aynı yarıklarla geçmişti bir sene. bahceden gördüğümüz yeni binaya baka baka orda okuyacagımız günün hayalini kuruyorduk ehah.

can dedi ki...

Ahmet Erdem, eksisozluk'te gordum linki, yanda fotoğraf tanıdık geldi. Ben bu adamı nerden tanıyorum derken hatırladım TurkMSIC'tan olduğunu. Tebrik ederim TUS konusunda, kolay gelsin :)

Cankut