28 Kasım 2010 Pazar

Gri odam



Eve gitmek istedim. Özel bir sebebim yoktu, beni bekleyen biri ya da bir şey de... Bahanelerim vardı, diğerlerine de mantıklı gelmiş olacak ki, üstelemediler. Belki de beni artık tanıyorlar, ısrarın en büyük düşmanım olduğunu biliyorlardı.

Eski arabamda bazen arabanın çalıştığı an büyük korku ve irkilme kaynağı olurdu. Elle ayarlanan ses düğmesi bazen çok yüksek seslerde bırakılmış, müzik de bazen korkutucu olabilirdi. İşte o zamanlar araba çalıştığı an bazen koltuğumda zıplayacak kadar irkilirdim. Yenisinde ise alıştıra alıştıra sesi yükselten düşünceli araba teybi sayesinde sesten irkilmiyorum, ama bu duum, başka şeylerden irkilmeyeceğim anlamına gelmiyor tabi. Bazen o an düşündüğüm şeyle ya da içinde bulunduğum durumla ilgili şarkılar denk geliyor, onlar hayrete düşürüyor beni.

O gece de, eve dönerken, kontağı çevirdiğim an Damien Rice, "so I'm all alone again, crawling back home again" derken yine irkildim ben. Yaklaşık 4 yıldır defalarca dinlediğim albümde, defalarca dinlediğim bu şarkının sözlerine dikkat etmemiştim demek, ya da o gece hariç, defalarca çaldığı hiç bir an bu kadar uygun değildi genel konsepte, bu kadar soundtrack-vari eşleştirilmemişti.

Sonra yol boyunca o şarkıyı defalarca dinledim. Sonra yol bitti. Sonra ben günlerimi geçirdiğim Gri Odamın zeminine oturdum, Gri yemeğimle oynadım. Sonra uyanık kaldığım her gece gibi, Gri bir ruh haliyle Gri melodiler yazdım. Sonra üzümümü sıktım, şarabımı içtim. Ve uyudum.

1 yorum:

tipsy :) dedi ki...

bazen ole olur, eve gitmek ister sadece canimiz, aslinda yoktur bi bahane falan ortada, ole gitmek ister iste, sonra illa ki bisi dinleriz ya da bana hep bole olur, sonrada yeni bisi dinliomusuz gibi yeni bi soz kesfederiz defalarca dinledigimz o sarkida, etkiler bizi ya da beni :)