6 Mart 2012 Salı

Cancer of the Soul #2


İçimde bir şeyler öldü.

Hissedemiyorum sevgili okur. Kalp atışlarımı hiç bir şey arttırmıyor. Korku yok, heyecan yok, şevkat yok. Anlık dikkat dağınıklıkları, başka bir şey yok. Günlerin geçişini izlemekten başka bir şey yapmıyorum.

Ne zaman böyle oldum? Tam olarak söylemesi zor, ancak bu yaz bir şeyler oldu ve benim içimdeki son umut kırıntıları gitti. Değirmenlerde öğütüldüler, rüzgara savruldular. Her bir parçası bu şehrin bir yerine dağılmış. Aramak için sokakları yürüyorum, ancak gördüğüm parçalar birleşmiyor. Sokak girişlerindeki tabelalar gibi, çağrışım ve anılardan başka bir işe yaramıyorlar.

Evcilleşmek isterken, evinden kaçan ve bir daha asla geri dönemeyecek sokak köpeği gibiyim.  Sokaklar benim yeni evim. Kayıp. Çağırana gidip kendimi sevdiriyorum. Karnım doyunca tekrar sokaktaki kuytuma dönüyorum.

Ruhumda yıllar önce başlayan kanser, artık tedavi edilebilirliğin ötesine geçti. Bütün sanılarımı, hislerimi çepeçevrede sardı. O kadar yavaş ve tatlı ilerledi ki, bu güzel işgalin sonunu hissedemedim bile. Artık ruhum için her günüm son günüm. Kazanım yok, kaybetmek hiç bir zaman olmadı, ki belki problem buradaydı. Kaybetmek korkusuyla kansere karşı bütün duvarlarımı açtım. Sonuçta ilk ve belki de tek kaybedişte, bir sel gibi ruhumun bütün odacıklarını doldurdu, kanser.

Yıllar süren savaş sonunda, son masum hisler kalesi yıkıldı. Son umut şehri düştü. İçimde hiç bir kanun yok. Düzeni sağlayacak hiç bir kural kalmadı. İçimin sakinleri ve yolunda bana rastlayan bütün yolcular için kaos hakim. Ne var ki, yolcuların umrunda değil. Bu anarşiyi merak ediyorlar. Dokuz voltluk pile dilini değdirmek, bıçağın ucuna parmağını sürmek, korku fimi izlemek, dipsiz kuyuya dikkatlice bakmak gibi bir merak.

Yolcuları anlamak zor.

6 yorum:

kowalsky dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
justine dedi ki...

Hmmm, o merakı biliyorum; tabak sıcaktır dokunmayın, dokunursun tabii. Ben buna gülerdim (bkz,seinfeld, elaine) ama yazın karanlık, dursun şimdi gülmem bir kenarda. Her kaos, içinde bir düzen barındırır filan desem, bu sefer de çok klişe olacak. En iyisi Tutunamayanlar bitti mi diye sorup, gideyim ben.
İyi geceler.

Sweet Leaf dedi ki...

Tüberküloz.

marléne the third dedi ki...

Biraz üzücü bir yazı olmakla birlikte hatırlatmak isterim ki kuytuda kendini iyi ve mutlu hissediyorsan bir evin olmak zorunda değil. ayrıca duygular peşinden koşunca buhar olup uçuyor en temizi ellemeden bırakmak. Umursamayınca çıkıyorlar saklandıkları yerden.
Marl

October Swimmer dedi ki...

@justine
tutunamayanları nihayet geçen yaz bitirebildim. Onu bitirmeden ölseydim eksik yaşamış bilirdim kendimi

@marlene e tekrar hoşgeldin madem

marléne the third dedi ki...

"1,5 sene" kuralımızı biliyorsun, bozmak istemedim. süre bitince geldim ;)