16 Kasım 2008 Pazar

İki günlük doğumgünü



Evet bugün itibariyle 24 yaşını doldurmanın haklı gururunu yaşıyorum, gerçi neden gururlu olduğumu bilmiyorum, ama cümleye böyle başladım, değiştirmeden gururu yaşamaya devam edeyim...

Her yıl ben de herkes gibi tek günlük bir doğum günü yaşardım, hatta bazı yıllar kimi zaman ben, kimi zaman çevremdekiler unuttular doğumgünlerimi(acı bir çocukluk yaşadım ben:( ) o zamanlar o günü dahi yaşamadım. Bu yıl iki gün kutlandı doğum günüm yurt çapında, dış temsilciliklerde ve tabii ki facebook wall'ında. Bu kadar giriş yaptıktan sonra ve hatta oldukça cıvık bir üslubum olduğunun farkına vardıktan sonra devam edeyim ve neden iki gün olduğunu anlatayım.

Her şey dün sabah, hafızasıyla ilgili problemleri olan kadim dostum Y.'de bir yandan uyanmaya çalışırken, bir yandan da baş ve mide ağrısını Discovery Channel'deki dirty jobs'la tedavi etmeye çalışırken, Y.'nin odaya "iyi ki doğdun" nidaları ve elinde bir pastayla girmesiyle başladı. İki yıldır 4 kişilik çekirdek grubumuzda birbirimizin doğumgünlerini sürprizlerle kutlamaya alışmıştık, lakin doğum gününü bir gün önceden kutlamak gibi bir sürpriz sanırım kimsenin aklına gelmezdi:) Hafızasının ona oynadığı bu oyunu bozuntuya vermiyorum, teşekkür ediyorum ve Well played küçümey! diyorum. Çok da mutlu oldum. Böğürtlenli pastayla kahvaltı gibisi yokmuş ayrıca.

Dünkü atraksiyon tabii ki bitmeyecekti. Sözlük zirvelerinin işlevini hep sorgulardım, ama dün akşam anladım ki, zamanın yoksa ve sürekli görüşemediğin insanları görmek istiyorsan zirveler güzel şeylermiş. Yani böyle bir organizasyon olmasa bu zaman darlığında statler, x factor(y), spark, 24th fret, gregory rasputin ve butcher x'i bir arada görmek mümkün olmayacak. iyi oldu gitmek. Gittik de zirveyle yetinemedik, 24th fret karşim'in içindeki gençlik ateşinden dolayı...

Gecenin başından beri karaoke'ye gidelim diye tutturmuştu. Hani başta kimse de pek ciddiye almıyordu. Benim de saat 24 gibi eve gidip uyuma planlarım vardı ama her ne hikmetse bir şekilde kendimizi Sui's bar'da bulduk. İyi de yapmışız, iki üç yıldan beri eve sabah saat 4 buçuktan beri dönmemiştim. Pek bir eğlendik bağıra bağıra don't let me down söylerken. Yine de gecenin yıldızı özellikle creep(!) ile genç kızların gönlünü fetheden fret'tir bunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Neyse 24. yaşımı doldurup, 25'ime girdiğim yer de Sui's bardır tarihin sayfalarına böylece yazmış olduk. Doğumgünü kutlamaları bitmiyordu...

Sabah nihayet eve dönen annemleri havaalanından aldıktan sonra, sözlük ve okul arkadaşlarım ve onların arkadaşlarından oluşan hibrid bir grupla Altay-Samsunspor maçına gittik. Altay 2-1 yenildi, ortada futbol yoktu, ama ben çok keyif aldım stad atmosferinden. 6 yıl önce gittiğim Diyarbakırspor-Gençlerbirliği maçından sonra canlı izlediğim ikinci maç oldu. İzmir'e geldiğimden beri hep Altay'a karşı sempati beslerdim. Bu maç da, benim bu şehirde tuttuğum takımı Altay olarak tescillemiş oldu! Halihazırda bütün iç saha maçlarına giden bir grup olduğundan zamanım oldukça o gruba dahil olmaya karar verdim.


Maç sonrası bir kahve içmek üzere sözleştiğim rockstar fret, B. ve S. ile Kahve Diyarı'nda buluştuk. Orada da doğum günümün ikinci sürpriz pastasını yedim. Garsonların alkışları eşliğinde bir dilim Avusturya pastası üzerine yerleştirilmiş mumu söndürdüm. Bulgar kahin Babavanga'yı, Paul is dead geyiğini ve Kahve dünyası-Kahve diyarı dönüşümünün köklerine inen(ben kazandım!!) sohbet güzeldi. Kahve de işe yaradı ve bu iki günlük doğum günü serüvenini 50 sayfa pediatri'yle bitirmemi sağladı.

Bu cıvık yazıma ünlü bir düşünürün sözü olan "benim hayatım da bu kadar işte." sözleriyle son verirken, bütün arkadaşlarıma "iyi ki varsınız" diyorum.

7 yorum:

operadaki fantom dedi ki...

bir tostun çindeki tüm peynirin pişme esnasında yandan akması ve tostun peynirsiz kalması nasıl bir mutsuzluksa şu yazdığınız yazı da öyle bi mutluluk oldu sabah sabah:)

doğum gününüz kutlu olsun efenim eehaüae..

October Swimmer dedi ki...

sizi mutlu edebildiysek ne mutlu bize sayın fantom:)
teşekkürler ayrıca

sarunas jasikevicius dedi ki...

kenka tekrardan kutlarım doomgününü ve gelemediğim için üzüntülerimi belirtirim...

Nil hanımın yorumda pörtlemesi de süprüz oldu bana...

October Swimmer dedi ki...

olsun canım, sen ilk kutlayanlardansın pazar da gelsen güzel olurdu, cem üzerine bir tek ben oynadım destek olurdun:)

Magie Noire dedi ki...

B. ve S. falan demişsin yeminlen kendimi gossip girlde gibi hissettim ehe :)
Ayrıca kahve diyarı tespitin için tebrik ederim, o an tam edemedim. El kol hareketleriyle süslediğin sevinç gösterini bölmek olmazdı.

xoxo B.

October Swimmer dedi ki...

yahu bu "gossip girl'e benziyor ehe" yorumları çok gelmeye başladı. Acaba tam isimleri kullanmaya mı başlasam ya? Yani kısaltma kullanmamın tek amacı üçüncü şahısların isimlerini burada sürekli teşhir etmek istememem, ama siz kaşındınız B. hanım. isminizi herkes duyacak bundan sonra jfdghfas

Magie Noire dedi ki...

O zaman çok yakında "beni sizler yarattınızzzz" yorumlarını blogunuzda da görebileceğiz sayın O., ne mutlu bize.