11 Eylül 2008 Perşembe

Granada

http://www.andaluciarustica.com/fotos/granada_barrio%20del%20albaycin.jpg
Bilmiyorum sizde de olur mu? ama ben bazen gereksiz ayrıntılara takılırım. Hiç bir önemi olmayan şeyler. Granada'yla ilgili takıldığım ayrıntı ise evlerinde misafir kaldığım arkadaşım Tomas'ın babasının bizi elhamra sarayına götürürken neden çevre yolunu kullandığıdır. Yine izmir'den örnek veriyorum. Saat sabaha karşı 04.00 suları,Bornova'dan Karşıyaka'ya gideceksiniz,ama girne caddesine falan değil. direkt karşıyaka'ya,hatta Alaybey'in oralara. Sahil yolundan değil de tutup,yeni çevre yolundan gidiyorsunuz,girne caddesinden çıkıyorsunuz ve dönüp Alaybey'e gidiyorsunuz. Gerek var mı?

Neyse konuyu çok dağıtmayalım. Granda,İspanya'nın güneyinde küçük bir şehir. Çok sevdikleri Sierra nevada şehri çevreliyor. neredeyse 6 asır boyunca arap yönetimi altına girmiş ve şu anki kültürel mirasının neredeyse hepsini arap kültüründen alan bir şehir.

Şehir merkezi,Klasik bir Endülüs şehri gibi sıkıcı. Yeni kısmında Granada'lı şair Lorca'nın evinin çevresine güzel bir park yapmışlar. Lorca'yı çok seviyorlar. Eski katolik kısmının çok bir güzelliği yok,Bir iki güzel felafel yapan yer var onun dışında gece meydanda oturup diğer turistlerle kaynaşmak mümkün lakin dışarıda içki içmenin cezası 50 euroyken,garip bir espri anlayışı olan belediyenin, yani ayuntamiento de granada'nın üzerinize sıktığı suyla üşürken kaçışmanın değeri paha biçilmez olabiliyor.
http://farm2.static.flickr.com/1163/1385825417_6439d0dbf9.jpg?v=0
Şehirdeki kültürün arap domine olduğundan bahsetmiştik. Önemli iki yer ortaya çıkıyor. Birincisi ispanyolca'da ara mahalle hatta bazen gecekondu manasına gelen barrio'su. bir tepeye inşa edilmiş,herbiri neredeyse sanat eseri güzelliğinde olan,beyaz ve küçük evlerden,dar taş sokaklardan oluşan bu mahalleyi gezerken yokuş yukarı çıkmanız gerekiyor. Bu gezi yorucu olsa da sonundakim mükafatı büyük! Seyir teraslarından bütün şehri,elhamra sarayını,nehri,yıkık ve sağlam köprüyü görebiliyorsunuz. Biraz dinlenip bir kaç panaromik fotoğraf çekmek şart.
http://www.islamicarchitecture.org/architecture/palaces/i/granada_alhambra01.jpg
İkinci önemli yer,ki en önemli yer ise tahmin edebileceğiniz üzere şehrin sembolü olan Elhamra ya da onların deyimiyle Alhambra sarayı. Her güzelliğin bir bedeli olduğu aşikar,ama konu elhamra ise bedel biraz ağır olabilir.

1-saat 09:30'da kapılar açılırken,saat sabah 5'te bile geldiğinizde uzun süre bekleyeceksiniz,kuyruk inanılmaz uzun,çünkü özellikle italyan turistler geceden gelip kamp kuruyorlar.

2-Öğleden sonra bu açıkhava müzesininin büyük bir kısmı kapanıyor. kapanmasa bile karasal bir iklime sahip granda'da ağustos öğle sıcağı altında gezmek çok iyi bir fikir değil. yani bu devasa alanı 3-3,5 saat içinde tamamen gezmeniz lazım!

3- Maddiyat. giriş ücreti,audio guide-kesinlikle alın. Cimrilik yapıp almazsanız,sadece ağzınız açık sağa sola bakarsınız.- içeride yediğiniz içtiğinizle 30 euro'yu gözden çıkarın.

4- Ulaşım. Az sayıda toplu taşıma aracı işliyor. Gelenler de inanılmaz bir hızla doluyor. yani büyük bir ihtimal çıktıktan sonra,pek de yakın olmayan merkeze yürümek zorunda kalacaksınız.

http://www.studylanguages.org/images/granada/granada2.jpghttp://costablog.com/wp-content/uploads/2007/04/granada_alhambra.jpg
"No pain no gain" derler ya,pain kısmını tamamen yerine getiriyorsunuz ama GERÇEKTEN değiyor. Ben size elhamra'yı anlatamam,800 yıla yakın süredir orijinalliği korunmuş yapıları tarifleyemem,peyzajı aslına uygun yapılmış cennet bahçelerini tasvirleyemem,Katolik Fetih'ten sonra yani malum kraliçe İsabella,ispanya'dan düşmanları kovup,ülkeyi birleştirdikten sonra özellikle Charlemagne diye bildiğimiz,Kutsal roma imparatoru 5. Karlos'un zevksizlikle yaptığı yeni binaları söylemeye dilim varmaz(PLUS ULTRA'ymış,Peh!) ama granada'ya kadar gidiğ,Elhamra'yı görmemenin hayatınızda yapacağınız 5 büyük eşekliğin ilk sıralarını zorlayacağını söyleyebilirim. Hele bir de tarihe meraklıysanız hayatınızın en keyifli saatlerini yaşayabilirsiniz(Abartı oldu!)
http://api.ning.com/files/QzS0VrcfbYmnYNGzSlI5f7WImzDli5kHiOH27N453xu993bbR1YZNZ*lPZMq7bX0oGc28Chqxd3E5v-5-FaanpN5oeC0lQ6X/Paella1.jpg

Son olarak yemeklerden bahsedelim. Tapas'ın en güzel olduğu şehir derler,Granada için. Tapas barlarını överler ama ne yazık ki Tomas'ın annesinin güzel ve bol porsiyon yemeklerini yedikten sonra değil tapas yemek,birşeyler içecek halim bile kalmadğından,hiç test etme şansı bulamadım. Ama sırf ben orada olduğum için hep yerel yemekleri pişiren "Maria teyze" sayesinde karidesli paella,iki çeşit gazpacho,jamon ve peynirlerini tatma şansım oldu. Keramet belki aşçıdaydı ama şehrin geri kalan kısmı da böyle güzel yemek pişiriyorsa,Granada'nın yemek konusunda da oldukça tatminkar olduğunu söyleyebilirim...

9 yorum:

ledorita dedi ki...

uzun süre yaşanılası bir yer değil galiba?

October Swimmer dedi ki...

yok, sıkılır insan

ledorita dedi ki...

hmmm listemden çıksın o zaman :)

October Swimmer dedi ki...

ama ne listesi gezip görme mi, yaşama mı?

ledorita dedi ki...

1 yıl kadar yaşama.. gönüllü projeler için.

October Swimmer dedi ki...

ehh hayat sana güzelmiş:)

ledorita dedi ki...

bu çok ironik oldu:) çünkü tam tersi.. neyse.:)

October Swimmer dedi ki...

niyeymiş o?

ledorita dedi ki...

çünkü bi nevi kaçış yolu.
kötüye giden hayatımı iyiye çevirmek ve uzaklaşmak için şansımı zorluyorum.